Hukuk Genel Kurulu · Esas 2024/1-562 · Karar 2025/644 · 22.10.2025

Babam Mal Varlığının Tamamını Üvey Anneme Devretti — Mal Kaçırma İddiam İspatlanır mı? Yargıtay Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre, mirasbırakanın tüm mal varlığını, önceki evliliğinden olan ve kendisiyle kişisel ilişkisi bulunmayan çocuğunu dışlayacak şekilde ikinci eşine ve onun yakınlarına devretmesi; makul bir satış gerekçesinin bulunmaması, satış bedelleriyle gerçek değer arasındaki fark ve önceki bir vasiyetnameden dönülmüş olması gibi fiili karinelerle birlikte değerlendirildiğinde, muris muvazaası ve mal kaçırma amacının ispatı için yeterli olabilir.

Olayın Özeti

Mirasbırakanın önceki evliliğinden olan oğlu, babasının taşınmazlarını gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen satış gibi göstererek ikinci eşine ve onun evlatlığına devrettiğini, bu devirlerin kendisini mirastan mahrum bırakmak amacı taşıdığını ileri sürerek muris muvazaası hükümlerine dayalı tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dosyada, mirasbırakanın 1975 yılında tüm mal varlığını ikinci eşine bırakan bir vasiyetname düzenlediği, ardından 1994 ve 2006 yıllarında aynı taşınmazları kademeli olarak ikinci eşine ve onun evlatlığına sattığı tespit edilmiştir.

Mahkemenin Yaklaşımı

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı onamıştır. Ancak Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olması nedeniyle mal satmaya ihtiyacı bulunmadığını, davacının çocukluğundan beri babasıyla kişisel bir ilişkisinin bulunmadığını ve devirlerin önceki vasiyetnameden fiilen dönme niteliği taşıdığını belirterek kararı bozmuş; bölge adliye mahkemesi ise bu bozmaya karşı direnmiştir.

Yargıtay'ın Değerlendirmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, muris muvazaasında ispat yükünün iddia eden mirasçıda olduğunu, ancak doğrudan tanıklık dışında beşeri ilişkiler, satış bedelleri ile gerçek değer arasındaki fark, mirasbırakanın makul bir satış nedeninin bulunup bulunmadığı gibi fiili karinelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda vasiyetnameden fiilen dönülmüş olması, davacının mirasbırakanla ilişkisinin bulunmaması ve satış bedellerinin gerçek değerin altında kalması birlikte değerlendirildiğinde, mal kaçırma amaçlı muvazaanın ispatlanmış sayılması gerektiğine hükmetmiştir.

Sonuç

Hukuk Genel Kurulu, bölge adliye mahkemesinin direnme kararını bozmuştur; taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına payı oranında tescili yönünde işlem yapılması gerekmektedir.

SVK Hukuk notu: Muris muvazaası davalarında doğrudan delil bulunmasa da, mirasbırakan ile mirasçı arasındaki ilişkinin niteliği, satış bedelleri ve önceki vasiyetname gibi dolaylı (fiili) karineler bir araya geldiğinde mahkemeler mal kaçırma amacını kabul edebilmektedir.

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas 2024/1-562, Karar 2025/644 (22.10.2025). Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki değerlendirme için bir avukata danışınız.

Benzer bir konuda hukuki destek mi arıyorsunuz?

Danışmanlık Talep Edin