Boşanma Sebepleri Nelerdir? Genel ve Özel Boşanma Sebepleri
10 Eylül 2026
Sena Özcan
Avukat
Türk Medeni Kanunu, boşanma davasına dayanak olabilecek sebepleri iki grupta düzenler: kanunda tek tek sayılan özel boşanma sebepleri ve her duruma uygulanabilen genel bir sebep olan evlilik birliğinin sarsılması. Hangi sebebe dayanılacağı, hem davanın ispat yüküne hem de hak düşürücü sürelere doğrudan etki eder.
Özel Boşanma Sebepleri
Kanun beş özel boşanma sebebi sayar; bunlardan zina ve hayata kast/pek kötü davranış sebeplerinde affeden tarafın dava hakkı düşer ve süre sınırı vardır:
- Zina (TMK m.161): Eşlerden birinin zina etmesi halinde diğer eş boşanma davası açabilir. Dava hakkı, sebebi öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.
- Hayata Kast, Pek Kötü Davranış veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m.162): Sebebi öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde olayın üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m.163): Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürerse ve bu yüzden birlikte yaşamak diğer eşten beklenemezse, bu eş HER ZAMAN (süre sınırı olmaksızın) dava açabilir.
- Terk (TMK m.164): Evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etme veya haklı sebep olmadan ortak konuta dönmeme hâlinde, ayrılık en az 6 ay sürmüş ve hâkim/noter aracılığıyla yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa terk edilen eş dava açabilir. İhtar isteminde bulunmak için 4 aylık sürenin dolması, ihtardan sonra dava açmak için ise 2 ay geçmesi gerekir.
- Akıl Hastalığı (TMK m.165): Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmişse ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmişse dava açılabilir.
Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Sarsılması
TMK m.166/1 uyarınca, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılan bir evlilikte eşlerden her biri boşanma davası açabilir; bu, uygulamada en sık kullanılan sebeptir. Davacının kusuru daha ağır ise davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar açısından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine de boşanmaya karar verilebilir (m.166/2).
Evlilik en az 1 yıl sürmüşse ve eşler birlikte başvurur ya da bir eş diğerinin davasını kabul ederse, evlilik birliği kanunen temelinden sarsılmış SAYILIR — bu, anlaşmalı boşanmanın yasal dayanağıdır (m.166/3). Anlaşmalı boşanmanın şartlarını ve sürecini ayrı bir yazımızda ele aldık.
Fiilen Ayrı Yaşama Sonucu Boşanma (m.166/4)
Herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmesine rağmen ortak hayat hâlâ yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu fıkra, 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle güncellenmiştir.
Boşanma mı, Ayrılık mı?
Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse doğrudan boşanma dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m.167). Ayrılığa 1 ila 3 yıl arası bir süre için karar verilir; bu süre sonunda ortak hayat kurulamamışsa eşlerden her biri yeniden boşanma davası açabilir (m.170-172).
Sonuç
Doğru boşanma sebebinin seçilmesi, hem ispat stratejisini hem de hak düşürücü sürelerin doğru hesaplanmasını doğrudan etkiler — özellikle zina ve hayata kast gibi süreye tabi sebeplerde bu süreleri kaçırmamak kritik önemdedir. Somut olayınıza en uygun sebebi ve delil stratejisini belirlemek için bir aile hukuku avukatına danışmanız önerilir.
