İcra ve Yargılama Hukuku

Hukuk Davalarında İspat Yükü Kime Aittir?

25 Ağustos 2026

Sena Özcan

Avukat

İspat yükü, bir hukuk davasında iddia edilen bir olayın gerçekleştiğini mahkemeye ispat etme külfetinin taraflardan hangisine ait olduğunu belirleyen ve davanın sonucunu doğrudan etkileyen usul hukuku kuralıdır.

İspat Yükü Kuralının Temel Mantığı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Basitçe ifade etmek gerekirse: bir hakkın varlığını ileri süren taraf, o hakkın doğumuna neden olan olguları ispatlamakla yükümlüdür.

Bu genel kuralın istisnası, kanunda öngörülen kanuni karinelerdir; aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kanuni bir karineye dayanan taraf, yalnızca karinenin temelini oluşturan olguyu ispatla yükümlüdür, karinenin sonucunu ayrıca ispat etmesi gerekmez.

İspat Araçları Nelerdir?

Taraflar iddialarını senet, tanık beyanı, bilirkişi raporu, keşif ve yemin gibi kanunda düzenlenen ispat araçlarıyla ortaya koyabilir. Kanunun 200. maddesi, belirli bir tutarın üzerindeki hukuki işlemlerin kural olarak senetle ispat edilmesi gerektiğini düzenler; bu sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tanık beyanı gibi diğer araçlara daha geniş şekilde başvurulabilir.

Hangi ispat aracının hangi tür uyuşmazlıkta kullanılabileceği ve ispat yükünün somut olayda kime düştüğü, davanın stratejisini baştan belirleyen kritik bir husustur.

İspat Yükünün Davadaki Pratik Sonucu

Bir vakıa, üzerine ispat yükü düşen taraf tarafından yeterli delille ortaya konulamazsa, mahkeme o vakıanın gerçekleşmediğini kabul ederek karar verir; bu nedenle davanın en başında hangi olguların kim tarafından ispatlanması gerektiğinin doğru tespiti, davanın kazanılıp kaybedilmesini doğrudan etkiler.

Karmaşık ticari veya kişisel uyuşmazlıklarda, mevcut delillerin yeterliliğinin ve doğru ispat aracının değerlendirilmesi için dava açılmadan önce bir avukatla görüşülmesi tavsiye edilir.